Felsefe Bölümü

Sevgili Gençler,

Başta insanın kendisi olmak üzere toplumu, dünyayı, yaşamı ve varlığı anlamanın ve anlamlandırmanın temel yollarından biri de felsefedir. Felsefe, bir düşünme, bir eyleme etkinliğidir, bir yapma, bir meydana getirme değildir. Felsefe olmuş bitmiş bir şey de değildir, bir süreçtir. Adım adım, aşama aşama gerçekle, hakikatle yüzleşir. Felsefe, uçsuz bucaksız bir okyanusta kaybolan bir hazineyi arayan bir gizem avcısı gibi kendimizin, yaşamın ve varlığın gizine nüfuz etmemizi, onunla yüzleşmemizi sağlar. Bu açıdan felsefe, Heideggerci bir tanımla yaşamın/varlığın gizini açığa çıkarmaktır.

Felsefe, bilgelik sevgisidir. Bilgiye olan susuzluğun giderilmesinin dipsiz kuyusudur. Aynı zamanda felsefe dünya, yaşam ve varlık üzerine sorgulamadır. Bu sorgulama öncelikle doğrulardan başlar. Çünkü filozoflara göre sorgulama yanlışlardan değil doğrulardan başlamalıdır. Bu durumda felsefe, doğru kabul ettiğimiz şeylerin temellerinin sorgulanmasıdır. Ancak bu süreçte felsefenin işi kurallar koymak değildir. Aksine Kant’ın da altını çizdiği gibi “ortak aklın özel yargılarını çözmektir.” Felsefe, sorunlardan kaçmak değildir, sorunların merkezinde oturarak hayatı onlarla birlikte kucaklayabilmektir. Felsefe, insanın hem kendisiyle hem de ontik-epistemik kökleriyle yüzleşmesidir. Bu yüzden felsefe, insanın kendisini aynada görmesidir. Felsefe acıdan ve gözyaşından da kaçmak değildir, acıda ve gözyaşında yaşamın tadına varabilmektir ve onların ışığında ruhu arındırabilmektir. Ancak felsefe acıyı ve gözyaşını anlamlandırıp onlara yaklaşırken kin, öfke ve nefretten de olabildiğince uzaklaşabilmektir. Çünkü zaman ve yaşam kadar felsefeyi de duraksatan temel duygular kin, öfke ve nefrettir. Böyle bir olumsuz duygu yoğunluğunda felsefe akıl tutulmaları yaşar. Onlar insanın gerçeği, hakikati ve varlığı görmesini engeller. Ayrıca felsefe hangi durumda ve koşulda olursa olsun insanın kendisiyle, tarihiyle ve çağıyla bir barışma ve onu içselleştirme sürecidir. Bu açıdan da felsefe içe dönük ve dışa dönük bir sorgulamanın yanında öncelikle kişinin yaşadığı kültürel miras ve değerlerle sonra da evrensel kültürel miras ve değerlerle barışıp onları içselleştirebilmektir.

Sevgili gençler,

Felsefe fikirler tarihine, dört ögeden (toprak, su, hava ve ateş) Alain Badiou’ya yapılan bir yolculuktur. Ancak felsefenin bu yolculuğu sınırları aşmak için değildir. Düşünürken ve sorgularken sınırları bilmek ve o sınırların içinde yeni bir şeyleri keşfedebilmek içindir. Bu durumda felsefe, hikmete ve bilinçdışının keşfine, saklı ve giz olana yapılan yolculuktur. Bu yolculuk Budda’nın yolculuğunda olduğu gibi tutkuların, arzuların ve ateşin söndürülmesidir. Fakat bu yolculuk her şeyi ve eylemleriyle haddini bilen bir yolculuktur. O halde felsefe, akılla gidilebilen yere akılla gitmek; akılla gidilemeyen yere akılla gitmeye kalkışmamaktır.

Erzurum’da felsefe, Palandöken Dağlarının heybetinde, karın sıcaklığında, soğuğun katalizörlüğünde, gecelerin bir ömür gibi uzunluğunda ve bir bardak kıtlama çayın dumanında kendini, yaşamı ve varlığı okumaktır. Felsefe, sonu değil, sonda sonsuzluğu görebilmek ya da görebilmeği arzulayabilmektir. Felsefe, Sokrates misali ne bildiğini değil ne bilmediğini cesaretle sorabilmektir. Felsefe, Jaspers misali azığı yalnızca sözcüklerin ve kavramların olduğu bir çıkınla yolda olmaktır. Merleau-Ponty gibi de felsefe, renk, doku ayrımı olmaksızın bedenlerimizin kumaşlarını fark edebilmektir; görünen bedenden görünmeyene dokunabilmektir.

Felsefe, bilim ve teknikte sözün gücünü hissedebilmektir. “Schrödinger’in Kedisi” deneyinde olduğu gibi gözlemlenmeyen paradoksu görüp çözebilmektir. Ayrıca felsefe, hem kendisi ile bilim ve teknik arasındaki hem de bilimlerin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözebilmektir. O halde felsefe, deney araç-gereçlerinin yalnızca ve yalnızca sözcüklerin, kavramların ve terimlerin, laboratuvarın ise zihnin olduğu bir ortamda insanı, toplumu, yaşamı ve varlığı anlayıp anlamlandırarak onlar arasında bağlar kurabilmektir.

Sevgili Gençler,

Felsefenin böyle bir neliği ve niteliği atmosferinde Thales’te akılcı düşüncenin doğuşunu, Herakleitos’ta bir nehirde aynı anda iki defa yıkanılamayacağını, Sokrates’in usta sorgulayıcılığını ve kararlılığını, Platon’da görünen dünya ile idealar dünyası arasında köprünün nasıl kurulduğunu, Aristoteles gibi solmayan bir dehada bilimler haritasının nasıl çizildiğini ve mantığın nasıl formüle edildiğini, Epikuros’un tanrı, ölüm ve kötülük üzerine sorduğu soruların niçin hâlâ yanıtlanamadığını, Stoaların ölüm, acı ve bela karşısında vakurlu duruşlarını, Köle-Filozof Epiktetos’un acı ve zulme tahammülünü, Filozof-Kral Marcus Aurelius’un sonsuz narinliğini ve dürüstlüğünü, Aziz Augustinus’ta Platonculuk ile Hristiyanlığın evliliğini, Boethius’ta ihanetlere ve terk edilmişliğe rağmen felsefenin teselliliğini, Farabi ve İbn Sina’nın Tanrı-âlem ilişkisini açıklamak için geliştirdikleri kozmik merdiveni, Gazali’nin akıl karşıtı akılcılığını, İbn Tufeyl’de felsefenin edebiyatla harmanlanmasını, İbn Rüşd’de rasyonalizmin doruğunu, Abelardus’ta aşk tadında acı ve ıstırabın sevgiyle harmanlanmasını, Aquinolu Thomas’ta tüm zamanları aşan bir aşkın tadına varılmasını, Ockhamlı William’da usturanın keskinliğini, İbn Haldun’un fiziki ve sosyal realiteyi kucaklayan mefkûresini, Newton’da doğa yasalarının gecenin karanlığından nasıl çıkarıldığını, Hobbes’ın keskin ve saldırgan dilini, Descartes’ta düalizmin varlıkta nasıl çatlağa yol açtığını, Spinoza’nın metafizikte Bir’de Tanrı’yı, Tanrı’da Bir’i nasıl formüle ettiğini, Leibniz’in iyimserliğinde sonsuz sayıdaki monadlarda akılsal düzenin nasıl oluştuğunu, Locke’ta zihnin gücünü ve liberalizmin şahlığını, Berkeley’de “Var olmak algılanmış olmaktır.” sözünün nasıl deneyimlendiğini, Hume’un şüpheyi tedbirli bir septiğe dönüştürerek felsefe tarihinin devlerini “Hume çatalı”na koyduğu “nedensellik” taşı ile nasıl yerle bir ettiğini, Rousseau’da her açıdan uygarlığın eleştirisini, Kant’ta akılcılık ve deneyciliğin bir araya gelmesini, Schopenhauer gibi kötümserliğin filozofunda Batı ve Doğu gibi iki büyük geleneğin nasıl yakınlaştığını, Fichte gibi su katılmadık bir idealistte idealizmin evrimselleşmesini, Schelling’in insanın doğayla birliğini sanatsal bir dille söylemselleştirmesini, Hegel’de efendi-köle diyalektiğinin nasıl kavramsallaştırıldığını, Marx’ın diyalektikle şaha kalkan isyanını, Nietzsche’de filozof sanatçılığının, değerlere ve hayata radikal eleştirisini ve meydan okumasını, Dewey’nin yaparak öğrenmesini, Wittengstein’ta dil oyunlarını, dilin ve mantığın ötesine nasıl geçilebileceğini, Kierkegaard’da varoluş, kaygı ve kararın ontik bir ögeye dönüşebileceğini, Bergson’un bütün bir yaşamı, varlığı sezgi ile açıklamasını, Heidegger’in fenomenolojiyi varoluşçuluğa ustalıkla uyarlamasını, Sartre’ın varoluşçuluğa praksis bir yorumlama getirerek onu popülerleştirip politize etmesini, Foucault’nun iktidar sorununu “üç iktidar” kavramı altında postyapısalcı bir söylemle yeniden sorgulayıp yorumlamasını, Derrida’nın yapıbozumunda felsefenin tadına varılmasını ve de felsefi metinlerin satır aralarında hem kendi giz ve bilmecenizin hem de dünyanın, yaşamın ve varlığın giz ve bilmecesini okumak ve çözmek, ayrıca fikirlerin akıl ve zihin rafinerisinde nasıl damıtıldığını yakından görmek istiyorsanız buyurun aramıza. Ne dersiniz?

Sevgi ve saygılarımızla…

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin AYDOĞDU

Bölüm Başkanı

Tarihçe

Felsefe Bölümü, Edebiyat Fakültesinin kurucu bölümlerinden biri olarak TBMM tarafından 14.07.2010 tarihinde kabul edilen ve 21.07.2010 tarihli 27648 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6005 No’lu Kanun’un 131. EK Maddesi uyarınca kurulmuştur. 2014 yılında iç örgütlenmesini tamamladı. 2014–2015 Eğitim-Öğretim yılından itibaren de lisans düzeyinde öğrenci alımına başlandı.

Vizyonumuz

Ülkemiz ve dünya sorunlarına karşı duyarlı, sorunlara karşısında çözümler üretebilen, inceleme ve araştırmalarda aklı ve zihni temel alan, disiplinler arası çalışmalara öncülük edebilen, bilgi, değer ve teknoloji üretebilen, sorumluluk bilinci yüksek, fark ve değer yaratan, yenilikçi ve ilkeli bir bölüm olmak.

Misyonumuz

Sürekli değişen dünyada bilimsel bir tavır sergileyen, ülke ve dünya sorunlarına duyarlı ve çözüm üretebilen, değişen koşullara ayak uydurabilen, farklı disiplinleri sentez edebilen, geleceğe yönelik hedefleri olan, kültür, sanat ve edebiyata duyarlı, çeşitliliği bir zenginlik olarak gören, ekip çalışması, liderlik ve iletişim becerilerine sahip, yaşam boyu öğrenmeyi ve öğretmeyi ilke edinmiş, yaratıcı ve pozitif düşünen, kendisiyle ve çevresiyle barışık, düşüncelerini açıkça ifade edebilen, bilgi ve birikimlerini tüm insanlık için kullanan, sorumluluk ve mesleğine adanmışlık duygusuna sahip insan merkezli, katılımcı, tarafsızlığı ilke edinen, önyargısız, eleştirel, özgür düşünen, sorumluluk bilinci yüksek ve inceleme ve araştırmalarında temel ahlaki ilkeleri ve temel hak ve özgürlükleri gözeten, çağdaş ve demokrat araştırmacılar yetiştirmektir.

Amaçlarımız

Felsefe programının amaçları; felsefi düşünceyi, iyiyi, doğruyu, güzeli ve insanın dünyadaki yeri ve anlamını kavramış, felsefi, bilimsel, sanatsal ve teknik bilgi üretebilen, gündelik yaşama ilişkin sorunlara çözümler getirebilen, sahasında nitelikli araştırmalar yapabilen, felsefi ve düşünsel alanda ulusal ve uluslararası gelişmeleri takip edebilen, lisansüstü öğrenime hazır, yaşam boyu öğrenme ve öğretmeyi ilke edinmiş, kültürel mirasları koruyan, rekabetçi ve çevreye duyarlı araştırmacılar yetiştirmektir.

Hedeflerimiz

1. Bugün olduğu gibi bundan sonra da çağdaş, akılcı, ileri görüşlü, üretken ve modern dünyanın araç ve gereçleriyle kaynaklarını kullanım becerisini öğrenmiş ve pekiştirmiş nitelikli felsefeciler/araştırmacılar yetiştirmek.

2. Çağdaş dünya normlarında araştırmalarda ve incelemelerde bulunarak, bunların sonuçlarını bireylerin, kurumların ve toplumun hizmetine sunmak.

3. Hem kendi bünyemizde hem de yurt içindeki veya yurt dışındaki üniversitelerle farklı konularda işbirliği yaparak, fikri ve sosyal projeler üretmek.

4. Öğrencilerin çeşitli bilimsel, sosyal ve sportif etkinliklerde yalnızca seyirci olarak değil, katılımcı olarak da yer almalarını sağlayıcı çalışmalar yapmak.

5. Bölüm öğretim elemanı açığının giderilmesi ve var olanların niteliğinin artırılması yolunda gerekli çalışmaları başlatmak.

6. Bölümü, öğretim elemanları ve öğrencileriyle birlikte dinamik bir düşünce merkezi haline getirmek.

İş Olanakları

Programımızdan mezun olan öğrencilere “Felsefe Lisans Diploması”, unvan olarak ise “Felsefeci” unvanı verilmektedir.

Felsefe kişiye kendi ilgi ve yönelimleri ışığında geniş bir hareket alanı sunduğundan felsefe bölümü mezunlarının geniş bir çalışma alanı vardır. Başta Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı olmak üzere bakanlıkların eğitim ve kültür ile ilgili birimlerinde, TRT ve diğer yayım ve kamu kuruluşları ile özel kuruluşların eğitim, kültür, insan ilişkileri, planlama, değerlendirme ve reklamcılıkla ilgili birimlerinde değişik kadro unvanları ile çalışma olanağı bulabilmektedirler. “Öğretmenlik Formasyonu” aldıkları takdirde başta Milli Eğitim bakanlığı olmak üzere özel okullarda Felsefe Öğretmeni, Felsefe Grubu Öğretmeni veya Öğretmen Liselerinde Meslek Dersleri Öğretmeni olarak atanabilmektedirler. Basın-yayın organlarında ise başta editörlük olmak üzere farklı birimlerde iş bulabilmektedirler. Ayrıca özel kurum ve kuruluşlarda danışman olarak da çalışabilme olanakları vardır. Bunların yanında üniversitelerin Edebiyat, Fen-Edebiyat, İktisadi ve İdari Bilimler, Hukuk, İletişim ve Güzel Sanatlar gibi birçok fakültesinde felsefenin farklı disiplinleri üzerinde veya disiplinler arası alanlarda akademisyen olarak çalışabilme olanakları da bulunmaktadır.

Sosyal ve Kültürel Aktiviteler

Felsefe Bölümümüz her eğitim-öğretim dönemi içerisinde gerek farklı üniversite ve kurumlardan alanında uzman kişileri davet ederek, gerekse üniversitemizin öz kaynakları aracığıyla farklı konularda konferans, seminer ve panel faaliyetleri düzenlemektedir. Bunun yanında öğrencilerimiz üniversitemizin düzenlemiş olduğu farklı sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerden de faydalanabilmektedirler. Ayrıca Erzurum’un bir kış sporları merkezi olmasından dolayı kış sporlarıyla ilgili farklı branşlarda sosyal ve sportif faaliyetlerde bulunma olanakları da vardır.

Dekanın Mesajı

Sevgili Gençler, Özgürlüğün mabetleri olarak kabul edilen üniversiteler, çağın gereklerini göz önünde bulundurarak, insanın dünyayı anlamlı kılan... Devam

Bağlantılar

Sizler için önerebileceğimiz yararlı bir çok bağlantıya burdan ulaşabilirsiniz. Bağlantıların tümü Kurumların resmi web sayfalarıdır... Devam

Galeri

Erzurum Teknik Üniversitesi, Erzurum’da ikinci bir devlet üniversitesi olarak 21.07.2010 tarih ve 27648 sayılı Resmi Gazete’ de yayın.. Devam